18 Kasım 2015 Çarşamba

Bot

02.45
09/08/2015

Bir duduk sesiyle irkildim
Arkama dondugumde feribotun kalkacagina dair son anonsu yapiyordu ses
Sonra bir siren ambulansa dair
Bir sarki mirildaniliyor uzaklardan
Kus kanatlarini cirpti suyun ustunde
Adamin telefonu caldi adam cevaplamadi sessize aldi
Kucuk bir erkek cocugu kosa kosa babasinin kucagina zipladi
Bufedeki adam tost uzatti koyu mavi sortlu kisa sacli genc cocuga
Kadin basini one egdi gozunden bir kac damla yas yere dustu elinin tersiyle gelmekte olan diger yaslari durdurmaya calisti
Uzaklasan adama dogru kaldirdi kafasini, gitme dercesine
Gitme benimle gel
Adamin ayak sesleri hizlandi
Soguk traverten mermerin ustunde valizlerin tekerleklerinden cikan tikirti artmaya basladi
Soldaki cikisa ilerledi kalabalik
Elinde kedi cantasiyla bir cift heyecanla biletciye biletleri uzatti
Gecip gittiler yollarina dogru
Elinde bastonuyla bembeyaz sacli teyze yavas yavas, kendinden emin, sukunete atti adimlarini
Dusmeden biniverseydi feribota da gitseydi bir an once
Mavi gozlu kiz cocugu,
annesinin ellerinde elleri, mutlulugu saclarinin her telinden etrafa saciliyor
heyecanla cam kenarinda mi oturacaklarini anlamaya calisiyorlar
Her cikanin yuzune carpiyor sicagin agirligi
Ter, buhar olup ucuyor
alinlarindan....
Deniz kokuyor yosun kokuyor tuz kokuyor yaklasilan her adimda
Yavas yavas herkesi icine aliyor dalgalara karisip gitmek icin sabirsizlaniyor feribot
Kimbilir kacinci gidisi olacak
Kacinci gidisi, kacinci kavusturusu ya da ayirmasi bir kiyidan diger kiyiya.

Baba


Baba
03/11/2015

Cok uzun zaman oldu gideli. Gereginden fazla.
Ve uzun zaman oldu ben duslerimi dusuncelerimi belli etmeyeli.
Bir kez bile kotuyum hastayim canim yaniyor demedi.
Nedense islerindeki duruslari, basarilari, eserlerine olan saygi, sevgi ve tutkulari bakimindan hep cok benzetmistim onlari....
Onun da gittigini okudugumda icim bir daha kirildi sanki.
Boslukta bir yer daha doldu....
Aciyan yerimin en kalin kabugu tekrar koptu kanadi oglunun yazdiklarini okudugumda.
O 65 yasindayken gitti babasi, ben daha 39dum....
Cok erkendi benim icin.
Butun gidisler erken degil mi zaten....
Okumayi ogrenmeden once "Mavi gozlu dev" siirini ezberlemistim.... Sonra bana Girgir'da genelde konusma balonlari olmayan Avni'den ne anladigim anlattirirdi.
Okumayi ogrendikten sonra da bir Ilhan Selcuk okuturdu bana bir de Cetin Altan.... Anlat bakalm
ne anladin.....
8 miydim 9 mu belki 7....
Ne cok sevdirdin bana farkina varmadan okumayi. Ablalarim hep onlar sevdirdi zannediyorlardi ve belki ben de oyle sandim 40ima kadar.
Ama Cetin Altan gittiginde ve Ahmet Altan'in babasinin gidisine inanmadigini yazisinin her satirinda, anladim ki, bana resim yaptirmayi sevdirdigi kadar, okumayi da O sevdirmisti. O adamdi. O candi. O gucluydu.
O yorulmazdi. O hasta olmazdi.
O aglamazdi.
O bitmek tukenmek bilmeyen aydinlik dolu dusunceler, icatlar, yarinlardi. O benim babamdi. O olmezdi. Olemezdi. Olmemeliydi.
O babamdi.
Sevdigini hic soylemese de evlatlarina baba olandi.
"iyi olmak her zaman iyidir" derdi.
"Bir isi yaparken hakli mi cikmak istiyorsun karli mi" derdi.
"Bana bu isi yapmamak icin 1000 tane bahane bulup yapmayabilirsin, sen simdi yapmak icin bir bahane bul ve yap!" derdi.
Guzel insanlari, kalabaligi, muzigi,
anlatmayi, paylasmayi severdi. Evde sesini sonuna kadar ac muzigin, kahkaha at, sohbet et bagira cagira, kizmazdi. "Kavga etmeyin yeter" derdi.
Oglenleri ya da ogleden sonra gunun hangi saati isten firsati olursa, mutlaka en az 10 dakika sekerleme yapardi.
Eskizler yapardi is harici; bisiklet, sudan enerji saglamak icin denizin altinda pervane sistemleri, bordan yangin onleyici iksirler, yeni nesil seramik firinlari.....

"Bana dusman lazim degil"
diyerek, yasadigi ulkenin insanlarina; barisin bizlere ne kadar da iyi gelecegini anlatmak istedigi bir kitaba baslamisti.
Bitiremedi.
O kara gozlerinde bir kez korkuyu, caninin acidigini, hastaligina isyan ettigini gostermeden cekti gitti.
Gittigi gece, ki ben yanina vardigimda 1 saat kadar olmustu
....
Cokca optum ellerini, sogumamis, ilik, sanki optukce geri gelecekmis gibi, bize ve hic kimseye asla opturtmedigi ellerini,
optum optum optum....
Hastaliktan incelen derisi o haliyle bile yumusacikti....
Ona hic korkmadan dokunmak, sarilmak, yakin olmak.... O gittigi gece mi olmak zorundaydi....
Seni seviyorum demek....
Gitme demek....
O'na, varolusuna, insanligina, meslegindeki basarisina, inanmak ve saygi duymak, bu saygiyla yaklasamamak.... Sokulamamak koynuna, boynuna....
Ne kadar aci veriyor, her gun.
O hayattayken canimi acitmayan
aklimi celmeyen pismanliklar simdi dugum dugum oluyor bogazimda.
Keske imkan olsaydi da o bitmek bilmeyen ureten zihninden beyninden kopyalayabilseydim ya da bir yere kaydedebilseydim icindekileri.
Her guzel sey gibi cabuk bitti....
Onun 83 senesi benim 39 senem.... Bana yetmedi.
Ha bir de soz vermisti bana en az 99 yasima kadar yasarim ben demisti....
Kandirdi galiba beni :)
Her kiz cocugunun ilk askidir
babasi. Sanirim benim son askim da o. Kiskanmasin hic kimse.
Kalbimin en kiymetli yerinde sakladigim, burnumun direginin sizladigi, unutulmaz asklarin en guzeli.
Iyi ki yasamissin ve babam olmussun. Gec bir tesekkur bu baba, hem de cok gec.
Bu gece akan gozyaslarima, seni yasamama, ozledigimi kendime itiraf etmeme sebep oldu
Cetin Altan'in gidisi.
Sensiz hayat zor baba ama iyi olmak her zaman iyidir....
:)

Ölümsüz olmak

"...ben daha cok"
dedi kadin....
yuzunde soguk yorgun ama dingin ifadeyle.
Ben, daha cok!
Yorgun
Mutlu
Bikkin
Hasret
Deli
Isyankar
Ciplak
Gocuk
Cocuk
Yalan
Dusler
Dusenler
Dusunenler
Dusunceler
Piyanonun her notasinda tek tek nefes almak, derinden.... Ve bir daha almak.
Akip gitmek suya dogru.
Yokluga asik olmak.
Yoklugu var etmek.
Zehirini akitmak acinin kanayan her yaradan.
Her kanayan yaraya sevgi basmak.
Olumsuz olmak icin yasamak.

Sesin

Nedense severim seni
Bakmam boyuna posuna
Sacina basina
Oyle yanimdan gecip giderken
Salinan ruhuna bakarim
Bir de sesinin incesindeki
Renklerin parlakligina

Bana soyle isterim sarkilarini ama
Sen bilmezsin ben kimim nerdeyim
Ben de bilmem uzuncadir nerelerdedir
Sana bakan gozlerim sana degen ellerim
Sessizligin icine gomulmus de ustume bir ortu ortememis gibiyim
Seslenirim sana da sesim gecmez senden yana

Asik olmak sana

20.15
05/05/2015

Gozlerin siyah miydi?
Sasirdim
Benim icin renk yoktu gozlerinde
Baktigin yer aydinlanirdi sen baktikca
Kelimeler cogalir
Karanliklar canlanirdi
Bin bir hikaye dokulurdu gozlerinden semaya
Sen bakinca sari bile baska kokardi ciceklerde
Siyahti belki gozlerin geceleri bakinca maviydiler bana
Gunes vuruncaysa nergisin bembeyaz yapraklarindaki cig
taneleri
Senin gozlerin vardi bana bakan
Benimse ellerim sana, seninle yanan
Dersin ki gunduz olmasa duslerde yasasak
Oysa sen benim dusum dusuncem dusleyislerimdin karanliklarin sabahinda
Siyah
Kara
Koyu
Suya dusen izler
Derinlige daldikca icinde biriken hava kabarciklari gibiydi kimi zaman gozlerinde kalmak
Ruzgarin savurmasiyla sersemlesen yaprak gibi nereye konacagini bilememek
Ucmak ucmak ucmak
Birinin ayaklari altinda kalmak ya da bir kitaba ayrac olmak
Yansimak pencereden kendine
Siyahmis gibi gozlerin asik olmak sana

17 Kasım 2015 Salı

Yagmura uzansam dokunamasam

21/10/2015
Sessizce cikti yataktan parmak uclarina basarak havada suzulur gibi gecti salona
oradan da kapisini acik biraktigi balkona.
Gokyuzu dugune davet gibi koyu maviden aciyordu kendini renklerin koynunda.
Derin bir ic cekti nefesi dudaklarindan hic gecmedigi kadar yogun gecmisti cigerlerine
Kafasinin ustunde duran catinin kenarindan gunese gulumsemek istedi
gunes henuz baslamamisti mesaiye....
Bir saga bakti sonra egdi basini bahceye bakti.
Bir kipirti bir telas aceleyle gecen kirpiyi gormus muydu yoksa hayal mi etmisti, anlamadi.
Yan binaya bakti.
Mutfagin isigi yaniyordu yok davlumbazin isigini acik birakmisti, ya evin hanimi, ya da calisan kadin....
Terlik yoktu ayaklarinda seramikler buz gibiydi bu saatte icinde pijamalari uzerinde bir sabahlik, ellerini ceplerine soktu, bakti, kullanilmis bir mendil, bir sac lastigi bir de sakiz kagidi.
Gulumsedi sac lastigine,
peceteye tekrar burnunu degdirdi ve sakiz kagidi, oylece kaldi cebinde.
Aklina cocukken yedigi cokomeller geldi folyo gibi olan kagitlarini acar duzeltirdi uzerlerinde ayi yogi falan olurdu. Ellerine bakti bunlari dusunurken.
Bulasik yikadigi, cicekleri suladigi, saclarini taradigi, kapiyi actigi, her seye ulasmasina yardim eden ellerine.
Bir an yorgun hissetti ama yorgun olmaktan da vazgecmisti.
Saksilardaki ciceklere dokundu. Topraga degdi usulca. Olamazdi
ama ilik miydi neydi toprak....
Gunesin saatlerce once degip degmedigi bile belli olmayan,
bir avuc toprak icini isitacak gibi,
ilikti.
Bekledi, denizden esen hafif kokulu ruzgarla "gunes gelsin ondan sonra" dedi....
Deniz kiyisinda hayal etti kendini, hatta bir yamacta, boyle bir sabahta, yalinayak,
cimlerle denizin kumun dalgalarin ruzgarin gunesin birlestigi yerdeyim sanki diye ikna etmeye calisti zihnindeki o koyu dusunceyi.
Yine sessizce yukseldi parmak uclarinda, sacina hafif bir ruzgar degdi gunes ise yuzune damla damla deger gibi yapti.
Evet hakliydi bu sefer zamani gelmisti.
Hafifce one egdi kendini bosluga birakircasina; guclu, kendinden emin korkusuzca....
Bakislarini balkon kapisinin arkasinda kalan evine dogrulttu.
Beklemekten bikmisti.
Kollarini uzatti, bir hamle daha yapti.

Hazirdi....

Yagmur baslamadan toplamaya basladi gece astigi camasirlari :)

Terminal

05/03/2014

01.37
Durduk.
Bekledik uzun bi sure.
Hic bakmadik birbirimize.
Sicakti.
Ikimizden baskasi yoktu sanki terminalde.
Ugultu gunes biraz toz...
Sirti bana donuktu.
Yuregi gibi. Coktan bitmisti, baslamadan.
Gidecektim, gidecek ve geri donmeyecek.
Sicaklari, gunesi, sessizligi, issizligi birakip onu da katip
karmasanin icine gidecektim.
Oysa uc harfti bekledigim uc harf.
Basimi kaldirdim yukari agaclarin yapraklaRina takildim onlar bile daha cesur daha gucluyduler gitmesem kalsam bir tanesine yaslansam...
Kim bilir kac kisiyi yolculadilar bilinmezlere.... kac kisiyi bir digerine kavusturdular. Golgesine siginsam bu kadar yakindan goremiyorum sirtin donuk yuregini, koca cinarin altinda dursam yureginden girip goz bebeklerinden cikardim ama gondermezsin iki adim oteye beni.
Oysa az sonra gelecek otobusle bilmiyorum kac kilometre ayiracaksin benligimi.....
Ah benim gozlerim....
Damlalarin asip dusmekten cekinmedigi goz pinarlarim. Dayanin az daha, hele bir bineyim otobuse dusun o zaman gonlumden dilediginizce.
Yol da bitmez gun de bitmez aglaya aglaya

Hikayeler

07.08.15 / avsa feribot 13.26
3 gun once tanismistik cay bahcesinde oturuyordum elimde kitabim, cay bardagina attigim
sekerlerin eridiginin farkina varmamis karistirmaya devam ediyordum....
Agaca asilmis lcd ekran tv de gezelim gorelim turu bir program yoresel yemek tarifleri veriyor, tavla oynayan amca oksurmekten nefes alamiyor, kahvenin caycisiysa bagiriyordu "yaw bu yaz da bir turlu gelmeyi bilemedi.... suraya bak koskoca kasabada bir turist yok nasil para gazancez bu yaz???"
Patlatti kahkahayi butun kahve....
Cayimdan bir yudum aldim; sicak, 4 kesme seker ile ballanmis,
ince belli klasik kahvehane bardagindan tavsan kani cay....
Bir de sigara mi yaksaydim dedim ama sigara da icmem ki....
Susmayan bebek sesleri, yuregimde daralmalar sonra kulagimda "e sen ne zaman evlenip cocuk sahibi olacaksin" cumleleri ve benim imdat diyislerim....
Yemezler....
Asik olmak, olmamak, evlenmek, cocuk yok arkadas is te mi yo rum....
Hafif bir ruzgar esti yine. Icim urperdi oysa bakma cayciya cok
sicak gunese ciktin mi yaniyorsum adeta kavruluyorsun.
Ben kalkayim, en iyisi yuruyeyim biraz.
Pazar kurulacak dedilerdi bugun bir bakayim.
Gittigim hic bir yere ait hissetmiyordum kendimi. Hep bir yoksunluk, eksiklik, hiclik duygusu kapliyordu icimi.
Denize kiyisi olan, gunes goren yerler iyiydi aslinda ruhum icin ama o da bir muddet sonra beslemiyordu beni.
Uretmeliydim, hayir uremeliydim demedim uretmeli faydali
olmaliydim.
Ama insanlar da bunu bir anliyordu bir anliyordu ki sorma...
Neyse....
Ben kim miyim....
Yas olmus 30lar.... Her turlu egitim tamamlanmis, kariyer planlamalari desen o da zirvede, yurt ici yurt disi seyahatler, of gezmeler tozmalar, kisisel gelisimler gelistirmeler....
Ne istersen var, 20 parmak 20 marifet, boy pos endam e o da goze carpar nitelikte ama gel gor ki yalnizliktir yavrum yok eden seni demis sair....
Koskoca insan yigini icinde yal niz lik....

Çocuk


Bir gece,
ansizin,
sessizce,
Gozlerinin icinde belirebilirim cocuk.

Sasirma
Korkma

Ayaklarinin altinda islak....
Cimenlerin kokusu,
Gunese kosabilirim.
Konusabilirim seninle dagin otesinden,
Obur kiyiya yankilanir sesim.

Korkma
Sen ac gozlerini

Isik olurum nefes olurum yol olur,
Rengine vurulurum
Sen korkma cocuk
Ben sussam da sana,
Sesimi duyururum.




Adam

Hainsin adam, hain....
Gitme demedim mi ben sana ....
Gitme bak gittigin yerlerim hep kanadi
Saclarim tek tek dustu avuclarimdan gokyuzune
Bir avuc gokyuzu bir tutam deniz oldu sevdam
Sactim her yere sensiz sacmaladim
Giderken sen beni de aldin ya adam
Ben bensiz de kaldim, sensiz de.
Sessiz sessiz bekledim gecip gitmesini huzunlerin yokluklarin

Ama cikamadim icinden
Gitme dedim sana adam gitme
Ama haindin
Gozyaslarimi sana yol yapardim don diye,
tek tek
Keske gitmeseydin adam
Bu soguklarda bu yalnizliklarda
Beni bir basima birakmasaydin
Ve belki ben tutsaydim da ellerinden,
 gondermeseydim seni o uzaklara
Sogumus ellerin bana bakmayan gozlerine bakarak
gitme deseydim adam

Zaten zordu varliginda sensiz olmak
Sen gittikten sonrasi ise tam bir sessizligin icinde haykiristi
Buram buram aci kokuyordu icime cektigim her nefes
Buram buram yanik kokusu vardi gozlerimde
Gidisinin ustunden kendimce hic, baskalarinca cok zaman gecmisti
Gecmemisti
Bitmemisti sinsi sinsi sizlamalari burnumun
Hele usumesi usumesi yok mu su sac tellerimin
Iste o zaman daha da anliyorum gidisini

Sen sevmezsin kisa sac ama....
Gidisinle saclarim da gitti biliyorsun....
En kiymetlim gitmis
Saclarim olsa ne olur....
Ben donusteyim simdi
Kendimce donuyorum
Soldan saga
Sagdan sola
Onumden arkama
Arkamdan onume
Bir o yana
Bir bu yana
Yana yana donuyorum
Ama bulamiyorum yine seni adam

Sen ne biraktigim yerdesin
Ne gordugum ne duydugum sestesin
Ozluyorum seni adam
Kucuk bir kiz cocuguyum ya
Belki o yuzden seni hep yanibasimda istiyorum....



Küçük notlar

23.06.2011 19.32
Kucuk notlar almak gibi hayat
bazen unutmamak icin yasadigini
bazen de hatirlamak ve
hatirlatmak icin varligini
yarim kalan kitabinda,
araya koydugun ayrac belki de
NEFES almak!
Nefes aldigin surece gulumsemek
seni bekleyen yeni gunlere.... yeni guneslere.

Dönüş

Üzülme dedi bana,
Ayrılıklar geçici,
Yaşam gibi, nefes gibi.
Kalan belki de, ayak izleri suyun üstünde.
Damla damla çoğalan.
Nasıl da değişti değil mi yaşam?
Bıraktığım yerde kalmadı.

An be an değişiyor
Sürüp giden acılar.
Yalnızlıklar.
Değer verdiğin,
Önemsemediğin ne kalıyor ki yanına kar?
Bir avuç hüzün,
Hayal kırıklıkları,
Düşler,
Düşsüzlükler.

Yanıbaşında oturana dön bak.
Ya da yürüyüp gidene.
Ardına bakmıyor hiç biri.
Hatta sana bile bakmıyor.
İşine gelmiyor elbette umursamak.
Değer vermek.
O zaman,
Sorumluluk olacaksın bir diğerine,
Diğerlerine.
Ardlarına bakmıyorlar,
Hatta yüzüne bile.
Umutların, vardı değil mi?
Hayal kurmak çok güzeldi,
Biri olmazsa bir diğeri gerçekleşir idi.

Hayalin....
Hayallerin de kalmadı.
Aslında nefes almak için, amacın da!
Amaç neydi ya da ne değildi senin için?
Yarını görmek,
Yarına yaşadığını göstermek mi?
Sınırları olmadan yaşamak mı umut etmek?

Zaman.
Umut dedim de,
Umut,
Düşler...
Zamana takılı kalmışım ben.
Deme bana böyle şeyler.
Sen hiç zamansızlığın içinde kayboldun mu ki?
Dursa durmuyor!
Ya da, ben idrak edemedim zamanın ne olduğunu.

Bakıyorum şimdi başka bir yerden,
Gördüklerim, hayal ettiklerim mi?
Neler yaşanıyor değil mi?
Oysa onlar da ölecekler belki beş dakika sonra.
Belki beş yıl ya da elli yıl ya da ne farkeder ki?

Herkes diyor "aman canım hepimizin gideceği,
bir parça toprak"

Evet bir parça toprağın altına gitmek için,
Bunca kavga,
Bunca acı,
Bunca yaşanmışlık,
Bunca savaş.
Bir parça toprağı,
Almak için savaşırken,
Giriyoruz yine o "bir" parça,
Soğuk, ıssız, yalnızlıkla kaplı bir parça toprak altına.
Bir parça toprağı, paylaşamıyoruz.
Aynı bir parça umudu, sevgiyi, hüznü, mutluluğu,
Paylaşamadığımız gibi.
Ne acı.
Gözlerimizin içine bakarak,
Gerçekleri söyleyemiyor, sevemiyor,
Sevmeme hakkımız olduğu halde,
Sevmemeyi,

Bunu anlatmayı bile başaramıyoruz.
Üzülme dedi bana.
Ne ilk giden, ne de son giden o oldu.
Hayat devam etti acımasızca,
Üzülme dedi,
Ama ölümsüzlük kadar imkansızdı, üzülmemek.



nothing

22.11.2011 20.29
I wish nothing but the best for you diyor
diyor ki yorgunsun kalkma otur
dinlen biraz daha
vakit erken
vakit yorgunluk
içinden çıkamamak
içine sığamamak
içinden geçmek
içine atmak
zamanın içinden akıp gitmek
suya yazmak
suya dalmak
eminönü
boş sokaklar
galata köprüsü
meyhaneler
....
galata
yokuş
parke taşlar
sessizlik
ayak sesleri
kaldırım
taş
ses
sus
yüreğim
parçalar
camlar
vitrinler
bomboş
ben
cama vuran ses
gözlerim
ışıklar
dingin parlak
gramofon
kırıklar
surlar
ardında kalanlar
zaman
koşmak
keyifle
aşkla
aşka
tutunmak bildiğine
sığınmak yüreğine
kaybolmak elleriyle
oynamak derinlerde
yinelemek
ah ayak ayak üstüne atabilmenin keyfi metrobüste:)
satırlar
yarı yolda bırakmayan harfler
bitmeyen kelimeler
kelimelere kendini sevdiren cümleler
yankılar suya düşen
sessizce seslenen
yazamadığım kitaplar
suslar esler durgunluklar
haykırışlar
varamadığın ya da hiç gitmediğin duraklarda karşılaşılanlar
karşılıklar
kırışıklıklar
gözlerimin kenarındakiler
ağlamaktan
keşkeler
keşke demeden yapılmış
yaşanmışlar
yaşanmamışlara sıra vermeler
yol göstermeler, yollar
beklenen ve beklenmeyen
yaşamlar
içime attıklarım
içimden atamadıklarım
kabına sığmamalar
suyun sesi
dengesi
dengesizliği
varlığım ve yokluğum
çokluğum çoklardan geçmeler
geri gelmeler
hasretler
kelimelere küsmeler
kelimeleri süslemeler
nerede
köhne bir binada
eskimiş parkeler
loş bir oda
ıssız ,serin
içinden geçen kadar derin

22.11.2011 20.34
merdivenlerden koşa koşa çıkmak
soğuk kapının sıcaklığına varmak
ellerinin içinde yaşam olmak
atmak elini çantanın içine
kapıya açılmak
açılan kapının içinden nehirlere akmak
sarılmak sımsıcak
coşkuyla hasretle kokuyu çekmek
burnunu sıcaklığa yaslamak
hep özlediğine doymak
koklamak
buz gibi odada uzanmak sonsuza
sonsuz soluklarla yorulmak
uyumak
alışmak
alışılmışa kavuşmak
aramak sorgusuz sualsiz
ona varmak
onun olduğunu bilmek
geri dönülmez yola girmek
duvarlara dokunmak.... yaşamak....
yaşama uzanmak, korkusuzca....
onu, sevmek.
koşmak delice bu sefer,
ağaçlara sarılmak
ağaçların olmak
arsızca bağırmak
sevmek onu
sonsuzca
sonsuza ....

Kırıklar

bos bir oda....
kose basinda yapayalniz kitaplar 
okunmayi bekleyenlerin arasina karismis defalarca okunanlar 
tekli koltugun ustunde eski bir ortu
ortunun ustunde gunden dunden kalan kokular 
kurumus gul yapraklariyla beraber iceri giren gunesin sicakligi 
bombos odayi dolduran 
sevginin askin hatiralari coskusu tutkusu
sevismisliklerin ve yasanmisliklarin tadi kalmis yatagin ustundeki carsafta
duvarda el izleri .... ter izleri .... ten izleri .... 
sesler kalmis aklinin bir kosesinde anlara gecip giden 
anlari yenileyen 

bekledigin ve beklemeyi ogrendigin sevgili 
her pazartesi gelsin diye dusledigin 
bos odada cerceveledigin anilarin 
cercevelerin icine gizledigin gun isigin
deniz kokun 
kum tanelerin 
nescafen belki de sogutup ictigin gozlerini seyrederken 
mirildandigin sarkinin bir sonraki misrasi gozlerindeki coskuyla birlesen 

Dirilisim 
BUNCA KIRIKLARIN ARASINDAN YENIDEN DUNYAYA GELISIM 
Ellerimi uzatip da geri itilmeyisim 
Saclarima degip de ilk kez sevilisim ....
Ilk kez belki de boyle sevilmisim 
Dirilmisim .... 

1 Ekim 2015 Perşembe

Altust olusum

Dusundum.... Mu?
Bilmiyorum....
Agladim bu gece yatmadan cokca....
Ne olduguma, ne olacagima....
Agladim, korkularima, korktuklarima.
Susup icime attiklarima.
Vermek isteyip, icimde sakladiklarima.
En cok da kendime....
Kendi yolumda ilerleyemeyesime.
Sabaha agladim belki de....
Gecenin bitisine.
Yorgun oldugumu bile bile, gidip geri donuslerime.
Sana agladim bir miktar.
Yagmurla beraber artti yaslarim.
Sana aksin, sogugu senin varliginla isinsin istedim.
Agladim.
Basimi her yastiga degdirisimde,
Bir damla, bir damla daha....
Sessizce kayboldugunu gordum karanlikta huzunlerin.
Çökmüş omuzlarimdan baktigimda donup geriye....
Kalabaliga karisti sislerim.
Dusundum.... Mu?
Bilmiyorum....
05.55/ 26.09.2015