17 Kasım 2015 Salı

Dönüş

Üzülme dedi bana,
Ayrılıklar geçici,
Yaşam gibi, nefes gibi.
Kalan belki de, ayak izleri suyun üstünde.
Damla damla çoğalan.
Nasıl da değişti değil mi yaşam?
Bıraktığım yerde kalmadı.

An be an değişiyor
Sürüp giden acılar.
Yalnızlıklar.
Değer verdiğin,
Önemsemediğin ne kalıyor ki yanına kar?
Bir avuç hüzün,
Hayal kırıklıkları,
Düşler,
Düşsüzlükler.

Yanıbaşında oturana dön bak.
Ya da yürüyüp gidene.
Ardına bakmıyor hiç biri.
Hatta sana bile bakmıyor.
İşine gelmiyor elbette umursamak.
Değer vermek.
O zaman,
Sorumluluk olacaksın bir diğerine,
Diğerlerine.
Ardlarına bakmıyorlar,
Hatta yüzüne bile.
Umutların, vardı değil mi?
Hayal kurmak çok güzeldi,
Biri olmazsa bir diğeri gerçekleşir idi.

Hayalin....
Hayallerin de kalmadı.
Aslında nefes almak için, amacın da!
Amaç neydi ya da ne değildi senin için?
Yarını görmek,
Yarına yaşadığını göstermek mi?
Sınırları olmadan yaşamak mı umut etmek?

Zaman.
Umut dedim de,
Umut,
Düşler...
Zamana takılı kalmışım ben.
Deme bana böyle şeyler.
Sen hiç zamansızlığın içinde kayboldun mu ki?
Dursa durmuyor!
Ya da, ben idrak edemedim zamanın ne olduğunu.

Bakıyorum şimdi başka bir yerden,
Gördüklerim, hayal ettiklerim mi?
Neler yaşanıyor değil mi?
Oysa onlar da ölecekler belki beş dakika sonra.
Belki beş yıl ya da elli yıl ya da ne farkeder ki?

Herkes diyor "aman canım hepimizin gideceği,
bir parça toprak"

Evet bir parça toprağın altına gitmek için,
Bunca kavga,
Bunca acı,
Bunca yaşanmışlık,
Bunca savaş.
Bir parça toprağı,
Almak için savaşırken,
Giriyoruz yine o "bir" parça,
Soğuk, ıssız, yalnızlıkla kaplı bir parça toprak altına.
Bir parça toprağı, paylaşamıyoruz.
Aynı bir parça umudu, sevgiyi, hüznü, mutluluğu,
Paylaşamadığımız gibi.
Ne acı.
Gözlerimizin içine bakarak,
Gerçekleri söyleyemiyor, sevemiyor,
Sevmeme hakkımız olduğu halde,
Sevmemeyi,

Bunu anlatmayı bile başaramıyoruz.
Üzülme dedi bana.
Ne ilk giden, ne de son giden o oldu.
Hayat devam etti acımasızca,
Üzülme dedi,
Ama ölümsüzlük kadar imkansızdı, üzülmemek.



Hiç yorum yok:

Yorum Gönder